Nisan 16, 2026

Akın Vardar’ın “Yesin İçsin Yatsın” adlı teklisi bu yaz dinleyicisiyle buluştu…

https://youtu.be/MFFanOVG5sw?si=wk_YdmmNP5UwjiSO

Akın Vardar ile ilk buluşmamız 2009 yılında ilk albümü “Yalnızsın” ile oldu. O süreçte söyleşi vesilesi kesişen yolumuz bizi daha sonra sahnelere de taşıdı ve beraber çeşitli etkinliklerde / konserlerde bir araya geldik. Hayatına Belçika’da devam ediyordu ve gelip gitmelerinde yan yana gelmelerimiz o günden bugüne de devam etti. Bu sene içinde bir araya yeniden geldiğimizde yeni çalışmalarının heyecanı da yanımızdaydı ve hatta öncesi kulağıma çalındı birer birer.Elbette biraz ipucu verebilirim ki sürpriz coverlar, düetler var yolculuğun devamında. Sohbetimiz sırasında şarkının süpervizörü sevgili Cemil Tatlıpınar ile de tanıştım ki müzik dünyasında birçok önemli albümde düzenlemesine, enstümanistliğine tanıktık ve yeni şarkıları çok doğru bir adrese emanetti. Şimdi o buluşmanın ilk şarkısı dinleyicisinin karşısında yepyeni bir oluşum Haybat Music & Productions etiketi ile yayında.“Bazı hayatlar vardır. Kahkahası yerinde, hikayesi aktif, gündemi yoğun. Ama içini dinlesen bir şey eksik. Sessiz, derin, adı konmayan bir boşluk gibi. Ne aşk var orada, ne de bir hayal. Sadece bir eksiklik. Günü kurtarıyorlar. Biraz yesin, biraz içsin, biraz yatsın. Biraz gülsün, biraz unutsun. Ama ne tam severler, ne de bir hayale yanarlar. Sadece alışmışlardır. Bu şarkı birine yazılmadı. Belki geçip giden biri gibi. Belki de senin içinden hiç çıkmayan bir taraf gibi.” diye tanımladığı yeni şarkısı ile Vardar yıllar sonra müzikte dönüşünü ters köşe karşılıyor ve bu yeni başlangıca bizi 9/8’lik notalarla davet ediyor.Usta müzisyen Mustafa Haybat’ın aranjörlüğünde hayata geçen şarkı Turgut Alp Bekoğlu (davul), Caner Üstündağ (bas gitar), İlter Kurcala (gitar), Memduh Akatay (perküsyon), İstanbul Strings (yaylılar) birlikteliği, klibinde Nazlı Akçay’ın dansı ve koreofrafisi  ile güçlü bir şekilde karşımızda.

1- Müzik hayatınıza nasıl başladınız?

Merhabalar, müzik hayatım lise yıllarında gitar çalıp şarkı söylemeye merak sardıktan sonra başladı diyebilirim. Okulda kurduğumuz orkestra ile festivallerde ve yazlık mekanlarda programlarımıza devam ettik. Repertuvarımızda Barış Manço, Fikret Kızılok, Bulutsuzluk Özlemi gibi sanatçıların şarkıları ağırlıktaydı. Trakya’nın birçok farklı şehrinde konserler verdikten sonra İstanbul’da sahne almaya başladım. Bu süreçte artık bu işe gönülden bağlandığımı hissettim. Bağımı asıl güçlendiren ise kendi bestelerimi yapmaya başlamam oldu. Pop-rock ve halk ezgileri taşıyan eserler üretirken, içe dönük çelişkili ve karamsar sözlerin yanında her zaman bir umut, bir çıkış yolu olduğunu dinleyicilerime müziğin sihirli gücüyle aktarmayı amaçladım.

2- İlk albümünüzün çıkış aşamasından bahseder misiniz? Kimlerle çalıştınız, lansman konserinizi nerede yaptınız?

İlk albüm çalışmam öncesinde birçok demo denemem oldu. 2009 yılında uzun yıllar birlikte sahne aldığım arkadaşım Cemil Tatlıpınar’ın prodüktörlüğünde ve Cenk Erdoğan’ın aranjörlüğünde “Yalnızsın” adlı albümüm yayımlandı. “Baba Ben Adam Olmam” isimli eserimin klip yönetmenliğini Fırat Çavaş üstlendi. Sonrasında Doğa İçin Çal projesinde yer aldım. Ayrıca yönetmenliğini Çağan Irmak’ın yaptığı Karanlıktakiler filmi müzikleri arasında “Derinlerde” adlı eserim kullanıldı. Albümün lansman konserini Jolly Joker’de verdim. Belediye, üniversite festivalleri ve bar programları gibi birçok etkinlikte sahne alarak müziğimi tanıttım.

3- İkinci albümünüz ne zaman çıktı, kimlerle birlikte çalıştınız?

İkinci albümümde prodüktörlüğü yine Cemil Tatlıpınar üstlendi. Aranjör olarak ise Caner Güneysu ile çalıştım. Albümümüz 2016 yılında yayımlandı.

4- Cover çalışmalarınız oldu mu?

2018’de Nazan Öncel’in “Gidelim Buralardan” şarkısına bir cover yaptım. Klibi, ünlü balet Tan Sağtürk’ün dans okulunda çekildi.

5- Rock müziğine hayranlığınız nasıl başladı?

Bu yaz “Yesin İçsin Yatsın” adlı teklim dinleyiciyle buluştu. Rock müziğine hayranlığım küçük yaşlarda bir halk festivalinde Barış Manço’yu izleyip etkilenmemle başladı. Gençlik yıllarımda ise TRT Müzik’te Joe Cocker ve AC/DC dinledikten sonra bu hayranlığım daha da arttı. Sıra dışı ses tonları ve müziklerindeki enerji, merakımı ve ilgimi besledi. Böylece müzikal yolculuğuma ilk adımlarımı attım.

6- Uzun zamandır Belçika’da yaşıyorsunuz. Brüksel’deki çalışmalarınızdan memnun musunuz?

Belçika ve Hollanda’da uzun yıllar sahne aldım. Brüksel–İstanbul arası yolculuğum hem kültürel hem de müzikal anlamda bana çok şey kattı. Bu iki şehir arasında geçirdiğim zaman, sanatıma farklı renkler kazandırdı.

Röportaj Ceren Bıyıklı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir